Uzlaşmacı

Toplanın hele, Türkiye'yi kurtarıyorum. Popüler olmayan fikirlerim var, hazır olun.

2020.09.07 09:50 throwaway086480 Toplanın hele, Türkiye'yi kurtarıyorum. Popüler olmayan fikirlerim var, hazır olun.

Ermenistan'dan soykırım için özür diliyoruz, tazminat paketi kapsamında yüklü bir paranın yanında Ağrı Dağı'nı ve Ani harabelerini onlara veriyoruz. Böylece Armenian Genocide teranesi bitmiş oluyor.
Süryanilerden de özür diliyoruz ve onlara da tazminat ödüyoruz. Ancak onlara toprak vermiyoruz çünkü onların memleketleri bugünlerde Kürtler tarafından domine edilmekte, yani işin o kısmı Kürdistan'ın sorumluluğu (more on that later).
Yunanistan'dan da Pontus soykırımı için özür diliyoruz ve Sümela manastırını Türkiye'deki Rum cemaate devrediyoruz. Ancak onlardan da Balkanlar'da ve Batı Anadolu'da yaptıkları Türk soykırımı için özür talep ediyoruz.
Lübnan Marunilerinden de özür diliyoruz.
Balkanlar'daki ve Orta Doğu'daki Türk azınlıkların hakları konusunda çok ağır PR yapıyoruz. Türklere laf edenin tepesine üşüşüyoruz, Yahudiler gibi. Ve bütün Balkan ülkelerinden zamanında yaptıkları etnik temizlik için özür talep ediyoruz.
Vee en alevlisi. Kürtlere bağımsızlık veriyoruz. Diyarbakır, Mardin, Bingöl, Muş, Batman, Bitlis, Siirt, Şırnak, Hakkari, Van ve Ağrı illeri Kürdistan olarak bağımsız oluyor. Bu bağımsızlık ile birlikte istisnasız ve zorunlu bir nüfus mübadelesi uyguluyoruz. Orada Türk, burada Kürt kalmıyor.
Dış politikada Suriye'den çıkıyoruz. Türkiye'deki Suriyeliler Türk kimliği altında yaşamayı kabul etmesi koşuluyla burada kalabiliyor. İsteyen de zaten Esad'ın kıyımına dönebiliyor, sıkıntı değil.
Haklı olduğumuz Kıbrıs konusunda PR yapıyoruz. Mantıklı bir plan olan Annan Planı'nı reddeden tarafın onlar olduğunu herkesin kafasına kazıyoruz. "İşgal"in aslında oradaki azınlıkları korumak amaçlı haklı bir karar olduğunu herkese anlatıyoruz.
Deniz sınırları konusunda karşı taraf ile masaya oturmak isteyen tarafın aslında biz olduğumuzu herkese anlatmaya çalışıyoruz. Ve masaya oturuyoruz. Gerçi pek güvenmiyorum kendilerine ama neyse.
İlk aşamada AB ile olan ilişkilerimizi düzeltmeye çalışıyoruz. Eğer kendi çomarlarının gazına gelip bize çifte standart uygulamaya çalışırlarsa Avrupa karşıtı PR çalışmalarımıza hız kesmeden devam ediyoruz. Bizi 2 milyon Hristiyan öldürdük diye dünyanın en cani milleti diye yaftalayan Avrupa'nın Hindistan'da, Afrika'da, Amerika'da sırf bir kontrollü kıtlık ve salgında en az 10 milyon insan öldürdüğünü ve bizim aksimize bunu tekrar tekrar yaptıklarını herkese öğretiyoruz. Gerçek barbarın kim olduğunu bütün dünya hatırlıyor.
ABD'deki lobimizi en azından bir tık güçlendiriyoruz. Ermeni ve Yunan diasporaların fink attığı yerde bizim neredeyse hiç olmamamız büyük utanç.
Maalesef Çin ile ilişkileri bozmamak adına Uygurlar'dan vazgeçiyoruz. Ben de isterdim kendilerini kurtarmayı ancak o güçte kesinlikle değiliz.
Rusya ile bir çeşit adı konmamış anti-AB ittifağı yapıyoruz. Bunu yaparken ABD'yi kızdırmamaya dikkat ediyoruz. Hedefi bize gerçekten düşman olan Avrupa.
Acilen Hamas'ı falan salıp İsrail ile ittifak kuruyoruz. Laik bir Türkiye (more on that later) ve İsrail bu coğrafyada doğal müttefiktir. Filistin PKK'ya yardım etmeye devam etsin.
İhvancılık'tan kesinlikle vazgeçiyoruz. Siyasal İslam'ın iç siyasetteki hali yeterince kötü, dış siyasetteki halini bir düşünün. Bu yüzden de Mısır ile ilişkilerimizi düzeltmeye çalışıyoruz.
Libya'dan da çıkalım derdim ancak orada haklı olan taraf biziz. Ve Yunanistan ve Fransa haksız; onların haksız olduğunu herkese anlatmamız lazım.
Karabağ konusunda Azerbaycan'ı desteklemeye devam etmekle birlikte daha uzlaşmacı bir ton kullanıyoruz.
İslam'ın ülke üzerindeki etkisini aşama aşama azaltıyoruz. Bunun birçok alanı var o yüzden üzerine çok yazmam zor, ama laik Türkiye çok güçlü bir dönüş yapıyor.
Beyin göçünü durdurmak için önlemler alıyoruz. Akademisyenlerin ülkede daha rahat olmasını sağlayacak çalışmalar yapıyoruz. Özellikle bizi zayıf bırakıp Avrupa'ya güç veren beyin göçü benim çok zoruma gidiyor.
Gurbetçilerin ya da genel olarak yurtdışındaki Türklerin buraya dönmelerini teşvik edecek çalışmalar ya da basitçe propagandalar yapıyoruz. Sabah akşam Türk nefreti gösteren Avrupa'da milyonlarca Türk nasıl rahat yaşıyor anlamıyorum.
Avrupa'ya ekonomik bağımlılığımızı azaltmak için elimizden geleni yapıyoruz. Doğu ile ilişkilerimizi güçlendiriyoruz. Avrupalılar her beğenmedikleri bir hamle yaptığımızda bizi ambargo ile tehdit ediyorlar.
Doğu'daki ülkeler ile geniş çaplı bir öğrenci değişim programı başlatıyoruz. Erasmus'u iptal ederiz diyorlardı, buyursunlar etsinler.
Neyse bayağı bir yazdım. Daha fazla da yazardım ama ana fikri anlamışsınızdır.
1 - Osmanlı döneminde yediğimiz emperyalist boklar için özür dilemek
2 - Kürt sorununu kökten çözmek
3 - Siyasal İslam'ı tamamen çöpe atmak, Atatürkçü siyasete kesin dönüş
4 - Her anlamda İslam'ın ülke üzerisindeki etkisini zayıflatmak
5 - Dış siyasette ABD'yi kızdırmadan Çin ve Rusya ile yakınlaşmak, çifte standart kralı Avrupa'dan vazgeçmek
6 - Genel olarak bizden nefret eden Avrupa takıntımızı salmak, Doğu ülkesi olduğumuzu hatırlamak ve yavaş yavaş Doğu'ya doğru bakmaya başlamak, bunu yaparken ABD ile arayı bozmamaya çalışmak
7 - Bunları yapmak için mahvolmuş, yerlerde sürünen adımızı ve repütasyonumuzu düzeltmek için PR ve/veya propaganda yapmak
Bitirdim, hadi şimdi beni çarmıha gerebilirsiniz.
submitted by throwaway086480 to Turkey [link] [comments]


2020.08.09 20:48 ruhaavi Z Kuşağı Kürtler

Gazete duvaR haberi - Z kuşağı Kürtler ne istiyor? https://www.gazeteduvar.com.tgundem/2020/08/04/z-kusagi-kurtler-ne-istiyo
...
Medyascope TV programı: “Z kuşağı Kürtler daha Türkiyeli, daha uzlaşmacı, ikinci partileri CHP” https://medyascope.tv/2020/08/04/reha-ruhavioglu-ile-soylesi-z-kusagi-kurtler-daha-turkiyeli-daha-uzlasmaci-ikinci-partileri-chp/
submitted by ruhaavi to u/ruhaavi [link] [comments]


2020.08.05 14:28 ExtensionBee Reha Ruhavioğlu ile söyleşi: “Z kuşağı Kürtler daha Türkiyeli, daha uzlaşmacı, ikinci partileri CHP” - Medyascope

Reha Ruhavioğlu ile söyleşi: “Z kuşağı Kürtler daha Türkiyeli, daha uzlaşmacı, ikinci partileri CHP” - Medyascope submitted by ExtensionBee to Turkey [link] [comments]


2020.03.20 20:25 fosyoloji İletişimde Köşe Taşı: Empati

İletişimde Köşe Taşı: Empati
İletişimde Köşe Taşı: Empati
Fatih Sultan Mehmet’in kardeş katli için çıkardığı kanun nameyi içimiz sızlasa da anlamaya çalışıyoruz. Ya da Şehzade Mustafa’yı yani kendi öz evladının ölüm fermanını veren Kanuni’ye mecbur kaldığını bildiğimiz için kızamıyor empati kuruyoruz. Televizyonda bir film oluyor, kötü karakterin geçmişini bilince empati kurarak gözümüze sevimli gelmeye başlıyor. Ya da köpek adamı ısırıyor da köpeği bile fıtratı böyle diye hoş görüyoruz.
İşte bu uzlaşmacı tavrımıza “empati” deniyor.
Bir koltukta oturduğumuzu ve karşımızda bir kova su olduğunu hayal edin. Kovada olan su senin benim için sadece bir miktar sudur. Ama bir karıncaya sorsanız o su bir okyanus, bir balığa sorsanız vatan, bir file sorsanız “bir bardak içmelik şu işte” diye cevap verir.
“Olayları değerlendirirken kendimizi başkasının yerine koyup onu anlamaya çalışma çabası olmasa ne olurdu acaba?” diye düşünüyor ister istemez insan.
Yani içimizde devamlı tükenmez bir öfkeyle gezdiğimizi, hep haksızlığa uğradığımızı, insanların çok acımasız robotlar olduğuna inandığımızı düşünsenize.
Sosyal bir varlık olarak toplumda kaos çıkmaz mıydı? Öfkeler biriktiren halk bu öfkelerin altında çaresiz kalmaz mıydı? Affetmek denen şeye bahane aramasak çevremizde insan kalır mıydı?
Belki bu yüzden bazı şeyleri aklımızdan çıkartmamak lazım, bilmiyorum…
Yunus olsan bile balığın yutmasından kaçamazsın, Eyyub olsan kurtların kemirmesinden…
Yusuf olsan ilk önce nefsin ile sınanırsın, Meryem olsan iftira gelir seni bulur önleyemezsin…
İsa olmak çarmıha gerilmekten kaçmak için yeterli ünvan değildir, Nuh oldun diye evlatlarının sana itaat etmesini bekleyemezsin…
İmam Azam’sın diye zindana atılmaktan kurtulamazsın, Hüseyin olunca Kerbala’da ölmekten…
Ben düşmem dememek, ben onun yaptığını asla yapmam diye büyüklenmemek, aklı olsaydı da aklını kullansaydı gibi büyük cümleler kurmamak lazım sanırım.
Çünkü insan en çok iddiasından vurulur. En çok iddiasının olduğu yerden yara alır. En çok orası kanar.
Öyle vurulursun ki bütün tükürdüklerine ekmek banar, üstüne sigarayı da içmez paketiyle yersin.
Fosyoloji FaceBook / Ezgi Akgül
Etkili iletişim konusunda bir diğer yazı olan Etkili İletişim: Hal Dilini Bilmiyoruz yazısını okumak için BURAYA tıklayın.
submitted by fosyoloji to u/fosyoloji [link] [comments]


2019.10.15 08:24 NewsJungle Stoltenberg, Türkiye'nin NATO için önemli olduğunu söyledi

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg Pazartesi günü yaptığı açıklamada, Türkiye'nin Suriye'nin kuzeyindeki YPG teröristlerine yönelik askeri operasyonu konusundaki tutumunu savunarak askeri ittifakın DAEŞ ile mücadeledeki birliğini kaybetmemesi gerektiğini savundu.
NATO’nun Türkiye’nin Suriye’deki operasyonuna geçen hafta katılmasıyla AB ittifaklarının Ankara’yı Stoltenberg Cuma günü İstanbul'u ziyaret etti.
Stoltenberg, Londra’daki NATO Parlamenter Asamblesi’nin yaptığı toplantıda, uzlaşmacı yaklaşımları olarak tanımladıklarını sorgulayan Fransız ve İtalyan delegelerden gelen sorulara cevap olarak, “Ortak düşmanımıza karşı kazandıklarımızı tehlikeye atmamalıyız” dedi. Türkiye'ye mi.
“Türkiye NATO için önemlidir… DAEŞ (İslam Devleti) ile mücadelede ihtiyacımız olan birliği baltalama riskini alıyoruz.”
submitted by NewsJungle to TurkishNews [link] [comments]


2019.04.18 14:48 Unibrowlickerkitten İmamoğlu: "Selahattin Demirtaş'ın siyasette aktif olduğu dönemde çizdiği çizgiyi beğenenlerden biriydim. Demirtaş'ın barışçıl, uzlaşmacı ve evrensel değerleri öne çıkaran dili vardı"

İmamoğlu: submitted by Unibrowlickerkitten to Turkey [link] [comments]


2013.07.24 23:57 kamberu [Yazı] Voina "sanat-anarşi-punk çetesi"

Aşağıda, 2010 yılında KGB ofisinin karşısındaki köprüye devasa bir penis (http://goo.gl/dEc5nW) çizen ve bir müze içinde seks partisi veren (http://goo.gl/dNc2Jp) Voina üyelerinin hapisten ve adresi bilinmeyen bir evden yazarak Don’t Panic’ten Marlon Dolcy ile yaptıkları röportaj yer alıyor.
2010 yılının sonunda gerçekleşen bu hapis sürecinde ünlü graffiti sanatçısı Bansky onlar için baskılarını satarak destek oldu, dünyanın dört bir yanından gruba destek yağdı. Voina üyeleri dört aylık cezalarını çekip hapisten çıkmakla kalmadılar, 2011’de Rus Kültür Bakanlığından sanatta inovasyon ödülü bile aldılar. 2013’te Vorotnikov, Sokol ve üç çocuğu bir başka tutuklanma tehdidi karşısında İtalya’ya kaçtı. 10 Ocak 2013’te Venedik’te Vorotnikov’un bir konferans verdiği haberi alındı, ama devamını bilmiyoruz şimdilik:
"Voina (Savaş demek), Rusya’da gözüpek ve kışkırtıcı performanslar yoluyla homofobi, ırkçılık ve devletin totaliter eylemlerine karşı tavır geliştirme gibi önemli politik meseleler konusunda Rus kurumsallığına meydan okumakla ilgilenen radikal bir sanat grubu. Grubun iki üyesi Oleg Vorotnikov ve Leonid Nikolayev, bir ayı aşan bir süredir aslı olmayan iddialar yüzünden St Petersburg Hapishanesi’nde tutuklu. Daha önceki performanslarından birinde holiganlık yapmakla suçlanan ikili, sorularımızı açılacak davayı beklerken hapisten cevaplıyorlar. Alex Plutser-Sarno ve Natalia Sokol ise cevaplarını polisten saklanmak üzere sığınmış oldukları, adresi bilinmeyen bir apartman dairesinden yolluyorlar.
Marlon Dolcy: Sizi tanıyabilir miyiz? Grubunuzun ardındaki yapılanmadan söz eder misiniz?
Alex Plutser-Sarno: Şu anda grup yapılanmasının merkezinde St Petersburg Hapishanesindeki yüksek, erişilemez bir duvar var; duvarın arkasında da iki sanatçımız Oleg Vorotnikov ve Leonid Nikolayev yavaş yavaş solup gidiyorlar. Rus hapishanesinin cehennem olduğunu anlamanız gerek. Henüz polisin eline düşmemiş kaçak Natalia Sokol da grubun işlerini koordine etmeyi sürdürüyor. Ben medya sanatı yapmaya devam ediyorum, konseptlerimizi ve metinlerimizi kaleme alıyorum. Eylemlerimiz blogumda yayımlanıyor. Grupta önemli işler yapan başka aktivistler de var, ama isimlerini saklı tutuyoruz, yoksa Rus sağ kanatın çılgın yetkilileri onları da tutuklar.
Natalia Sokol: Grup yapılanamsının temeli, aktivistlerin tam bir hak eşitliği ve grubun sınırlarının yeni aktivistlere açık olması. Bizim grubumuz bir sanat-anarşi-punk çetesi.
Marlon Dolcy: Grubun kuruluşundaki felsefe ne?
AP-S: Gruptaki her aktivistin kendi felsefesi var. Politik görünüm olarak biz, elbette, anarşistler, sosyalistler ve genel olarak tüm sol kanat radikallerine yakınız. Ama her şeyden önce sanatçıyız –politikacı veya felsefeci değil. Sanatsal yöntemlerimizi kullanarak da köhneleşmiş baskıcı-patriyarkal simge ve ideolojileri yok ediyoruz.
Oleg Vorotnikov: Rusya’da sol kanat sanat cephesini oluşturduk. Amacımız, yaşayan politik protest sanatı yeniden canlandırmak.
Leonid Nikolayev: Sanat grubumuz sosyopolitik bağnazlıkla ve sağ kanat tepkileriyle mücadele ediyor.
Marlon Dolcy: Anarşinin sizin için anlamı ne ve bu Rusya’yı nasıl daha iyi yaşanacak bir yer haline getirir?
N.S.: İçerdiği fikirlerin ütopik karakteriyle anarşizm, birleştirici, dürüst ve korkusuz olan tek güçtür.
A.P-S: Tamamen! Anarşistlere saygı duyun. Ama Rusya, petrol ve doğalgazdan elde edilen para ülkeye akıp durdukça yaşanacak bir yer olmayacaktır. Önümüzdeki birkaç yıl içinde burası, ikiyüzlü, insanlara kötü muamele eden bürokratlar ve diğer apoletli kurt adamların üstlendiği doğal kaynak yağmalamasının yeri olacak.
Marlon Dolcy: Voina çağdaş sanatın mevcut eğilimlerinin ve siysal bilimler ile insan haklarının hangi noktasında yer alıyor?
P-S: Sanat her şeyden önce bir düşünce biçimi, şu çılgın dünyaya tamamen yeni bir bakış açısından bakma yetisi. Tüm dünyada iğfal edilen ve çarmıha gerilen insan haklarından hiç söz etmeyelim, bu konuda sessiz kalmayı tercih ediyoruz.
O.V.: Günümüzde yenilikçi sanat dili, etrafımızdaki yabancı düşmanlığını ve kaosu anlamak için tek araç. Eylemlerimizle biz şu çılgın dünyanın portresini çiziyoruz. İnsanların bunu görerek korkmasını da sağlıyoruz. Mesela Fuck for the heir – Medved`s little Bear! (Kahrolsun Vâris-Medved’in Oyuncak Ayısı) -Medvedev'in seçim arifesinde- herkesin metafor olarak birbirini becerdiği seçim öncesi Rusya’sının bir portresiydi.
L.N.: Sanatımızın dili gerçekten önümüzdeki sağ kanat tepkisine direnmeye muktedir. Liteyni Köprüsü üzerindeki Dick’imiz (Penis) –65 metre yüksekliğinde, 26 metre eninde, 4 ton ağırlığında- FSB-KGB genel müdürlüğünün pencerelerine doğru tehdit edercesine yükseliyordu. Yetkililer bizi uydurmaca bir suçlamayla yasadışı olarak uzaklaştırmak dışında hiçbir şey yapamadılar.
Marlon Dolcy: Kavramlarınızın ardındaki fikirlerden söz eder misiniz?
L.N.: Sanatçılar için asıl önemli olan, dürüst olmak ve uzlaşmacı olmamak. Rusya’da insanlara işkence ediyorlar ve onları öldürüyorlar. Hapishaneler yine muhaliflerle dolu. Yabancı düşmanlığı ve homofobi her yerde hüküm sürüyor. Yeni bir köle toplumu doğuyor. Polisler insanları dövüyor ve öldürüyor. Ve işte biz buradayız –polis arabalarını devirerek (http://goo.gl/nAavq9) “Saray Devrimi”ni başlattık. (2010’da) İçişleri Bakanlığı’nda sanatsal açıdan bir reform yapmış olduk böylece.
O.V.: Veya mesela Moskova Bayramı’nda protesto olarak Voina kentin en büyük süpermarketi Auchan’da, Aydınlatma reyonunda 3 Asyalı göçmen işçi, 1 Yahudi ve 1 eşcinselin asılmasıyla bir infaz organize etti. (http://goo.gl/dbw6W4) İnsansevmezlik ve insan hakları ihlali politikası güden rüşvetçi Moskova Belediye Başkanı Luzhkov’a hediye olarak bir linç etme gerçekleştirdik. Bu eylemi 1826’da asılmış 5 Rus devrimcisini anmak üzere yapmıştık. Bu nedenle eyleme “Dekambristleri (1825 tarihli isyanda yer alanlara verilen ad -ÇN) Anma Tarihi” adını verdik. Rusların, ülkenin ilk devrimcilerinin özgürlükçü ideallerini hatırlamasını istedik.
A.P-S: Tanınmış küratör Andrei Yerofeyev, bir sergi düzenleyerek etnik ve dinsel nefreti kışkırtmak ve “insan onuruna küfretmek”le suçlanıp mahkeme önüne çıkarıldığında Voina sanat kolektifi, mahkeme salonunun tam içinde "Fuck the Police Those Motherfucking Bosses" (Polis Şu Aşağılık Patronlar Kahrolsun) albümünün yeni şarkısı "All Cops are Bastards"ı (Tüm Polisler Puşttur) çalarak davayı sekteye uğrattı. Fikir basitti, uygulamaya geç –dürüst ve uzlaşmasız olarak.
Marlon Dolcy: Rusya’daki aktivizm veya radikal sanat üzerine yorumlarınız nedir?
N.S.: Çağdaş sanat, bizim için her şeyden önce bir sanat aktivizmi; galerilerde saklanan sanat çöplüğü yığınları değil. Günümüzde aktivizm radikal sol kanat sanatının tek formudur, ki biz bunu yeniden canlandırmaya çalışıyoruz. Rusya’da, bir düzine kadar sanat aktivistinin temsil ettiği sanat dışında, başka bir radikal sanat olmadığını anlamak önemli.
A.P-S: Anarşi-sanat-aktivizm Rusya’da tek canlı aktivizm. Bugün, Rusya’da demokrasinin umudu bile harap olmuş durumda. Çiçek, kedi resmi yapmak veya sosyopolitik içerikten yoksun diğer herhangi türden “saf” sanat yapmak sağ kanat iktiadrını desteklemek demek. Anarşinin simgesi –kafatası ve kemikler- doğrudan Rusya parlamento binasına resmedilmeli. (http://goo.gl/bP03jg) Biz de bunu yaptık. Jolly Roger lazer projeksiyonumuz neredeyse 50 metre yükseklikteydi, Moskova Beyaz Sarayı’nın neredeyse tüm yüzünü örtüyordu.
Marlon Dolcy: Rus polisi tarafından tutuklanmanız nasıl oldu?
O.V.: Tereddütsüz söyleyebilirim ki sağ kanat tam hızla rövanşı alıyor.
L.N.: Voina sanat grubuna yetkililer bir asit testi yaptılar ve sonuç onlar için tam bir fiyaskoydu.
Marlon Dolcy: Oleg Vorotnikov ve Leonid Nikolayev’i neyle suçladılar peki?
N.S.: Oleg Vorotnikov ve Leonid Nikolayev’in tutuklanmaları tamamen yasadışı. Eve giren ve ortalığı feci şekilde dağıtanların tutuklama emri yoktu. Her şey 1937 yılında, Stalin zamanında olduğu gibiydi. Ardından, kelepçelenen ve başlarına plastik poşetler geçirilen sanatçılar Moskova’dan St Petersburg’a 10 saat boyunca minibüste yerde oturtularak getirildiler. Tutuklananlar tekmelendi. Oleg Vorotnikov’un başında ve böbreklerinde iç kanama oldu. Bunu, tutuklamadan iki hafta sonra tutuklanmış sanatçıları tecrit edilmiş hücrelerinde ziyarete gelen insan hakları avukatları saptadı. Yara ve bereler o kadar vahimdi ki, iki haftada geçmemişlerdi.
A.P-S: Şimdi de Oleg ve Leonid, “bir toplumsal gruba –yani polise- nefret ve düşmanlığı kışkırtmak”la suçlanıyorlar. Grubun kurucu sanatçısı olarak ben de bir suç örgütü –yani Voina sanat kolektifi- kurmak ve onun başında olmakla suçlanıyorum. Bu suçlama 12 ila 20 yıllık bir mahkumiyet demek. İki dedem de Stalin rejimi sırasında 22 yıl içeride kalmışlar. Akrabalarımdan bir düzine kadarı yıllarca Auschwitz ve Varşova gettolarındaki çalışma kamplarında tutulmuş. Putin zamanında sanat aktivizmi için 20 yıl içeride kalmak, ailem için biraz fazla olmuyor mu?
Marlon Dolcy: Özgür Viona nedir ve insanlar grup üyeleriniz Oleg Vorotnikov and Leonid Nikolayev’in serbest bırakılması için bir şey yapabilirler mi?
N.S.: Free Voina, Voina’yı desteklemek üzere eylemler yapmaya başlayan bağımsız ve dürüst Rus sanatçılardan oluşan bir grup. Bir web sitesi hazırladılar ve tutuklular için para topladılar. Protesto eylemleri yapıyoruz. Özgürlük mücadelemizde tüm isteyenler saflarımıza katılabilir." Voina'ya destek için http://en.free-voina.org/ çeviri: Meltem Cansever
submitted by kamberu to NullSpaceAutonomia [link] [comments]